BENCİL İNSAN PSİKOLOJİSİ
Bencil bir insanı bencil yapan nedir, bu insanlara karşı ne yapılabilir? ![]()
Hepimiz
bencilliğe olumsuz bir özellik olarak bakarız. Çevrenizde kimi zaman ne
arkadaşlarını, ne ailesini, nede çocuklarını düşünmeden kendi
çıkarlarına göre hareket ettiğine inandığınız insanlar vardır. Acaba
bir an olsun durup bu insanların neden böyle davrandığını düşündünüz
mü?
Bencillik insanın doğasında var olan bir duygudur. Yeni doğan
bir bebek kendi yaşamını sürdürebilmesi için başkalarına ihtiyaç duyar.
Tüm ihtiyaçları karşılandığı zaman ancak size gülümeyerek bir karşılık
verir. Bu kural tüm canlılar için geçerlidir. Küçük büyük farketmez tüm
insanlar ihtiyaçları giderildikten sonra ancak karşısındaki kişiye bir
şeyler verebilir. Bu karşılık kimi zaman bir gülümseme, kimi zaman
teşekkür kimi zaman ise sevgidir. Fakat aç bir insanın karşısındakini
doyurması beklenemez. Önce kendisini doyurmaya ihtiyacı vardır.
Bir çoğumuz bencillik kelimesini, üzerinde hiç düşünmeden ağız
alışkanlığı ile sarfederiz. Sadece karşımızdaki insanın bizden bir
şeyler almaya çalıştığını ama geri vermediğini ima ederiz. Bu kelimede,
olumsuz bir yükleme vardır, kötü bir davranışı anlatır. Dolayısıyla tek
taraflı bir bakış açısını simgeler. Oysa bu kelime bencil insanın kendi
açlığını, korkularını, mutsuzluğunu yada nedenlerini yeterince ifade
etmez. Madur durumda olanın gerçekte kim olduğunu anlatmaz.
Bir an için düşünün, bencil olduğuna inandığınız bir arkadaşınızı,
sevdiğinizi, yakınınızı gözünüzün önüne getirin. Küçücük bir çocukken
neler yaşadığını anlamaya çalışın. Belkide en zayıf olduğu, en çok
sevgiye ihtiyaç duyduğu, en yardıma muhtaç olduğu bir anda kimseyi
etrafında bulamadı. Belki öyle çok acı çektiki kendi kendine yemin etti
bir daha asla başkalarına muhtaç kalmamaya. Belki çevresindeki insanlar
ona zayıf olmayı yasakladılar, güçlü olması için sürekli zorladılar;
kendi başının çaresine bakması gerektiğini öğrettiler. Belki kimse
ihtiyacı olan şefkati, sevgiyi, anlayışı, mutluluğu vermedi, veremedi
ve büyük bir öfke ile dünyaya küstü. Kimsenin sevgisini haketmediğine
karar verdi. Belkide sadece içindeki bu acı çeken küçük çocuğun
etrafına bir duvar ördü kimse görmesin ve daha fazla kendisini
incitemesin diye...
Hiç düşündünüz mü, bencillikle suçladığınız insanların aslında
ne kadar yaralı olabileceğini? Sizin ilginize, şefkatinize, sevginize
ve anlayışınıza herkesten daha çok ihtiyaç duyabileceklerini... Hiç
düşündünüz mü bu bitmek tükenmek bilmeyen alma ihtiyacının altında
aslında hiç tatmin olmamış bir insan yatabileceğini ve açlığını tam
olarak doyurabilecek şefkat ve anlayış dolu bir insanı beklediklerini?
Hani karşılıksız, her şeye rağmen, ne olursa olsun genede kendilerini
sevecek, anlayacak, inanacak, destekleyecek, hoşgörecek ve şefkatle
yaklaşacak bir insanı...
Hiç düşündünüz mü, belkide bütün o sert, katı, olumsuz ve kötü
tavırlarının altında sadece daha fazla incinmekten korkan bir çocuk
yatıyordur? Belkide sizin olumsuz tavırlarınıza karşı kendini korumaya
çalışıyordur çünkü sizin onaylamayan, cezalandıran, dışlayan
yaklaşımlarınız onu daha çok yaralamaktan başka hiç bir işe
yaramıyordur.
Hiç düşündünüz mü sevmeyi bilmeyen bir insana sevgiyi nasıl
öğretirsiniz? Vermeyi bilmeyen bir insana vermeyi nasıl öğretirsiniz?
Mutluluğu tadmamış bir insana size mutluluk vermesini nasıl
öğretirsiniz?
Bütün bilge sözler, bütün dinler, bütün filozoflar ve bütün olgun insanlar tek yönteme işaret eder: Göstererek Öğretmek.
Sevmeyi bilmeyen insanı daha çok sevin... ki sevmenin ne demek olduğunu
öğrensin... Vermeyi bilmeyen insana daha çok verin.. ki vermenin ne
demek olduğunu öğrensin...
Sizi mutsuz eden bir insanı mutlu edin... ki mutlu etmenin ne demek
olduğunu öğrensin...
Dünya üzerinde iki tip insan var bence; Bir kendisini aşmış ve
başkalarına bir şeyler verebilecek insanlar, bir de bu insanlardan
öğrenen ve büyüyen insanlar. Burda kendinize sormanız gereken soru siz
bu iki tip insandan hangisisiniz? Kendinizi aştınız ve başka insanların
büyümesine yardım edebilecek kadar olgunlaştınız mı? Yoksa aslında o
bencil diye nitelediğiniz henüz geçmişten kalan acılarını
iyileştirememiş insanlardan biriside siz misiniz?
Eğer ikinci gruba giriyorsanız, o zaman umarım kendinize
yardım etmek için ya olgun bir insan ile bir arada olabilir ve bu
meziyetleri öğrenebilirsiniz, ya bir psikoloğa giderek ve acılarınızı
dindirerek iç huzurunuza kavuşur ve hayatta verecek çok şeyiniz olduğu
gerçeğini anlayabilirsiniz, yada kendi davranışlarınızın ve çevrenize
olan etkilerinin farkına vararak kendinizi olgunlaştırmak için çaba
sarfedersiniz.
Mutluluk sizin olsun
Saygılar
Çiğdem Alper
7/6/2008, Kategori: PSIKOLOJIK : Yorum (1) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!
DEPRESYON
Depresyon nedir?
Hayat mevsimler gibidir; bazen yaz, bazen bahar, bazen de kış olabilir. Ancak kış hiç bitmezse, sıkıntı ve üzüntü hali devamlılık gösterip, günlük yaşamı bozmaya başlarsa bu bir hastalığa dönüşmüştür. Bu hastalık tıpta ‘depresyon’ olarak adlandırılır.
Depresyon geçici bir ruh hali değildir.
Günlük olaylara bağlı üzüntü depresyon değildir. Üzüntülü ya da kederli bir insan hayatına devam edebilir. Depresyonlu kişi ise yaşantısını engelleyen belirtilerle boğuşmak zorunda kalır.
Tedavi edilmeyen depresyon aylar ya da yıllar boyu sürebilir.
Depresyonun En Bilinen Belirtileri:
1. Devamlı üzüntü hali,
2. Hayata karşı isteksizlik,
3. Tükenmişlik hissi,
4. Gelecekten ümitsizlik,
5. Sık ağlamalar,
6. Kendini değersiz ve çaresiz hissetme,
7. Unutkanlık ve konsantrasyon bozukluğu,
8. Uyku bozuklukları,
9. Kilo değişiklikleri,
10. Parasal ve sağlık sorunlarına dair aşırı endişeler.
Herkesin başına gelebilir
Bazen depresyon hiçbir belirgin neden olmadan ortaya çıkabilir.Diğer bir değişle ,depresyonun ortaya çıkması için kişinin yaşamında ille de bir sebep olması gerekmez.Bunun nedeni, hastalığın çoğunlukla beyindeki biyolojik değişiklikler veya bir takım maddelerin miktarının değişmesi sonucu oluşmasıdır.
Depresyon tedavi edilebilir
Hekimlerce uygulanan bilinen tedavi yöntemleri :
=>Psikoterapi
=>Antidepresan İlaçlar
=>Elektrokonvulsif Terapi(EKT)
Psikoterapi, tedavide önemli bir rol oynar. Antidepresan ilaçlar beyindeki çeşitli maddelerin seviyesini artırmak suretiyle etki ederler. Bazı maddelerin beyindeki miktarlarındaki azalma depresyona yol açabilir. Bu maddelerin beyindeki düzeylerinin dengelenmesi hastalığın tedavisinde rol oynar. Antidepresan ilaçların 6 ay ile 1 yıl arası kullanılması gerekmektedir.
EKT insanlarda gereksiz yere korku uyandıran bir tedavi yöntemidir. EKT genelde antidepresan ilaçlara yanıt vermeyen veya ilaç kullanamayacak hastalar için en iyi seçimdir.
Depresyonun tedavisi hem doktor hem de hasta için sabır ve sebat gerektirmektedir.
7/6/2008, Kategori: PSIKOLOJIK : Yorum (1) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!
<- : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->