SADIZM, CINSEL SADIZM, SADO MAZOSIZM?
Cinsel
Sadizim, seksoloji literatüründe, bir başkasına ya da başkalarına acı
çektirerek veya kendine acı vererek cinsel tatmin eğilimlerine verilen
adlardır. Krafft-Ebing'in bu deyimleri "tarihin en ünlü sadisti"
Fransız Marquis de Sade'ın (1740-1814) ve "en ünlü mazoşisti"
Avusturyalı Kont Leopold von Sacher Masoch'un (1836-1895) yapıtlarından
esinlenerek kullanmasından bu yana, cinsel sadizm deyimi de karşılıklı
acı çektirerek hazza ve doyuma ulaşılan cinsel ilişkiyi tanımlamakta
kullanılmıştır. Bu tür ilişkilerin doğasından ötürü cinsellikle sadizim
genellikle beraber varolabilir. Görünürde iki insanın birbirine zevk
vermesiyle birbirine acı vermesi ters kavramlar gibi gelirse de tüm
insan tutkularının birbiriyle ilişkili olduğu bilinmektedir. Nitekim
Kinsey, cinsel zevkin doruğunda bulunan bir insanın davranışlarının
şiddetli acılar içinde kıvranan bir başkasınınkinden pek farklı
gözükmediğini savunur.
Kadınların ve erkeklerin yarisindan fazlasinin sevişme sırasında ısırılmaya olumlu tepki gösterdikleri; kadınların yüzde on ikisinin, erkeklerinse yüzde yirmi ikisinin sadist uyarılmalara karşılık verdikleri saptanmıştır. Bilinen bir gerçek de insan davranışlarının yaşam boyunca saldırganlık ve savunma kutupları arasında gidip gelmekte olduğudur. Kesin kaynağının ne olduğu bilinmemekle beraber, insanın doğasında saldırganlık dürtüsü vardır. Böyle bir içgüdü olmasaydı yaşama anne-babalarının çizdikleri koruyucu sınırlar içinde başlayan çocukların, zamanla bu sınırları aşarak kendi kişiliklerini ortaya koymaları, bireyselliklerini ilan etmeleri mümkün olmazdı. Bu özgür olma, bağımsızlaşma, tek başına güçlü olma arzusunun yanı başında korunmak, birlikte olmak, sevilmek arzusu da insanın yapısında doğuştan itibaren vardır ve bu iki karşıt güdünün ikilemi içinde dalgalanma, yalnızca; çocukluk çağına özgü değildir yetişkinlikte de sürer gider.
Cinsel sadizm, temelde, egemen olma-teslim olma, özgür olma-tutsak olma, mutlak iktidar-mutlak iktidarsızlık ya da çaresizlik ikilemlerini içerir. Marquis de Sade ile Kont Leopold von Sacher Masoch'un sapmaları kadar hayal güçlerinin de büyüklüğünü gösteren öykülerinin fazla etkisinde kalanların sandığı gibi, acı çekme ya da çektirme, cinsel sadizm ilişkide birinci planda değildir. Genel olarak, sapmaların çocukluktaki suçluluk ve aşağılık duygularının yetişkin çağına sarkması sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir.Bu özellikle cinsel sadizm için geçerlidir, çünkü sadistçe davranışlar aşağılık duygusunu giderici etki gösterirler. Belirli bir olgunluğa erişmemiş kişiliklere cinsel edimin en korkutucu gelen yanı, cinsel zevke ulaşabilmek için egolarının denetimini yitirme zorunluluğudur. Oysa cinsel sadizmde bir taraf dürtülerinin denetimini tamamen bırakmaktan korkmaz; çünkü kendi iradesinin dışında onu denetim altında tutacak, ona egemen olacak biri vardır. Diğer taraf ise,
karşısındakini tamamen denetimi altına almakla kendi zayıflık hissinden doğan korkularını bastırır.
Sadizim, acı vermenin çok ötesine taşan bir kavramdır; sadistçe fantezilerin çoğu da zaten bağlamakla, hareketsizleştirmekle, ağız tıkamakla doludur. Sapiğin asıl arzusu da acı vermek değil, üstünlük kurarak kendini tatmin etmektir. Bu bağlamda dövmeler, bağlamalar, doğrudan doğruya acı vermek için yapılan hareketler olarak değil, üstünlük kurarak erotik doyuma olanak verecek bir durum yaratmaya yönelik sembolik davranışlar olarak yorumlanmalıdır.Esasinda, bir erkekle kadının sevişmeleri sırasında uygar yaşantılarında bastırmak zorunda kaldıkları saldırganlık dürtülerini özgürce dile getirmeleri son derece doğal ve olağandır. İçlerindeki bu tür dürtülere bir ifade yolu bulamayanlar yapay koşullar altında bu doyumsuzluklarını gidermeye çalışırlar..
Kesin olan Marquis de Sade'ın "Sodom'un 120 Günü" adlı yapıtından bu yana geçen üç, Leopold von Sacher Masoch'un "Kürkler İçindeki Venüs" adlı yapıtından ise yaklaşık iki yüzyıl sonra pornografik literatürün ve daha sonraları sinemanın en çok yararlandığı konulardan biri cinsel sadizm tabanlı ilişkiler olmuştur.
Kadınların ve erkeklerin yarisindan fazlasinin sevişme sırasında ısırılmaya olumlu tepki gösterdikleri; kadınların yüzde on ikisinin, erkeklerinse yüzde yirmi ikisinin sadist uyarılmalara karşılık verdikleri saptanmıştır. Bilinen bir gerçek de insan davranışlarının yaşam boyunca saldırganlık ve savunma kutupları arasında gidip gelmekte olduğudur. Kesin kaynağının ne olduğu bilinmemekle beraber, insanın doğasında saldırganlık dürtüsü vardır. Böyle bir içgüdü olmasaydı yaşama anne-babalarının çizdikleri koruyucu sınırlar içinde başlayan çocukların, zamanla bu sınırları aşarak kendi kişiliklerini ortaya koymaları, bireyselliklerini ilan etmeleri mümkün olmazdı. Bu özgür olma, bağımsızlaşma, tek başına güçlü olma arzusunun yanı başında korunmak, birlikte olmak, sevilmek arzusu da insanın yapısında doğuştan itibaren vardır ve bu iki karşıt güdünün ikilemi içinde dalgalanma, yalnızca; çocukluk çağına özgü değildir yetişkinlikte de sürer gider.
Cinsel sadizm, temelde, egemen olma-teslim olma, özgür olma-tutsak olma, mutlak iktidar-mutlak iktidarsızlık ya da çaresizlik ikilemlerini içerir. Marquis de Sade ile Kont Leopold von Sacher Masoch'un sapmaları kadar hayal güçlerinin de büyüklüğünü gösteren öykülerinin fazla etkisinde kalanların sandığı gibi, acı çekme ya da çektirme, cinsel sadizm ilişkide birinci planda değildir. Genel olarak, sapmaların çocukluktaki suçluluk ve aşağılık duygularının yetişkin çağına sarkması sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir.Bu özellikle cinsel sadizm için geçerlidir, çünkü sadistçe davranışlar aşağılık duygusunu giderici etki gösterirler. Belirli bir olgunluğa erişmemiş kişiliklere cinsel edimin en korkutucu gelen yanı, cinsel zevke ulaşabilmek için egolarının denetimini yitirme zorunluluğudur. Oysa cinsel sadizmde bir taraf dürtülerinin denetimini tamamen bırakmaktan korkmaz; çünkü kendi iradesinin dışında onu denetim altında tutacak, ona egemen olacak biri vardır. Diğer taraf ise,
karşısındakini tamamen denetimi altına almakla kendi zayıflık hissinden doğan korkularını bastırır.
Sadizim, acı vermenin çok ötesine taşan bir kavramdır; sadistçe fantezilerin çoğu da zaten bağlamakla, hareketsizleştirmekle, ağız tıkamakla doludur. Sapiğin asıl arzusu da acı vermek değil, üstünlük kurarak kendini tatmin etmektir. Bu bağlamda dövmeler, bağlamalar, doğrudan doğruya acı vermek için yapılan hareketler olarak değil, üstünlük kurarak erotik doyuma olanak verecek bir durum yaratmaya yönelik sembolik davranışlar olarak yorumlanmalıdır.Esasinda, bir erkekle kadının sevişmeleri sırasında uygar yaşantılarında bastırmak zorunda kaldıkları saldırganlık dürtülerini özgürce dile getirmeleri son derece doğal ve olağandır. İçlerindeki bu tür dürtülere bir ifade yolu bulamayanlar yapay koşullar altında bu doyumsuzluklarını gidermeye çalışırlar..
Kesin olan Marquis de Sade'ın "Sodom'un 120 Günü" adlı yapıtından bu yana geçen üç, Leopold von Sacher Masoch'un "Kürkler İçindeki Venüs" adlı yapıtından ise yaklaşık iki yüzyıl sonra pornografik literatürün ve daha sonraları sinemanın en çok yararlandığı konulardan biri cinsel sadizm tabanlı ilişkiler olmuştur.
25/5/2008, Kategori: CİNSELLİK : Yorum (0) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!
CİNSEL FANTAZİLER..
Cinsel birleşme ya da cinsel coşkunun uyanışı sırasında kişinin kafasında bir takım hayaller canlanması olağandır. Erkeklerde gece kendiliğinden gelen bel suyunun (meni) da çoğu zaman gördükleri erotik düşlerin sonucu olduğu bilinmektedir. Kadınlar da, orgazmla sonuçlanan bu tür düşler görebilirler. Ancak, birçok kişiler mastürbasyon yaptıkları zamanlar, ya da cinsel birleşme sırasında hayal güçlerini alabildiğine kullanarak, kafalarında bir takım fantazi sahneler canlandırırlar. Kişiler tarafından az çok bilinçli olarak seçilen bu hayalî sahneler genellikle cinsel coşkuyu artıracak niteliktedirler.
Kişilerin kafalarında canlanan bu hayaller her zaman aynı derecede belirli olamazlar. Kimi kişiler bir sinema perdesindeki kadar belirli ve açık sahneler görürler, kimi kişilerin gündüz düşleri ise daha belirsiz, daha hayal meyaldir. Örneğin kafada canlanan kişilerin yüzleri bile olmayabilir.
Kinsey'in kanısına göre, kadınlar daha çok, önceden geçirdikleri denemeleri düşünme, eski anılarını canlandırma eğilimindedirler. Erkekler ise, ömürlerinde yapmadıkları ve de düşleri dışında yapamayacakları şeyleri hayal, ederler. Bazı araştırmacılar da, kadınlarda cinsel hayallerin pek fazla görülmediği düşüncesini ortaya atmışlardır.
Bununla birlikte bazı kadınların sırf hayal güçlerini kullanarak orgazma eriştikleri de bir gerçektir. Aynı şey erkekler için söylenemez. Bu konuda temel bilgiler edinmek pek güçtür. Aslında, hayal kurma bakımından kadınlarla erkekler arasında çok büyük ayrılıklar olmasa gerektir. Ama bugünkü toplumlarda, kadınların cinsel hayallerinden, fantazilerinden söz etmeleri ayıp sayılmaktadır. Gene de birçok normal kadınlar, hiç denemedikleri, hatta görmedikleri sahneleri kafalarında kolayca canlandırabil-diklerini ve bunu oldukça sık yaptıklarını söylemektedirler. Tamamen normal ve sağlıklı kadınlar, içinde, akraba aşkı (kardeş, ana-baba, evlat gibi çok yakın akraba ile cinsel ilişki kurmak), fahişelik, ırza geçmek, homoseksüellik, gösterme (teşhir) illeti, mazoizm, sadizm, ve daha birçok izmler bulunan sahneler düşündüklerini açıklamışlardır. Bu gibi sahnelerde kimi kadın baş rolü oynamakta, kimi kadın ikinci derecede bir rol oynamakta, kimi kadın ise yalnızca seyirci kalmaktadır. Bu tür hayaller ya da fanteziler kaygı yaratmamalı, olağan karşılanmalıdır.
Hem erkek hem da kadınların mastürbasyon yaparken ve de özellikle cinsel birleşme sırasında bu çeşit hayallere dalmaları çok sık görülen birşeydir. Ayrıca, tam uykuya dalmazdan önce de bu tip havailer canlanabilir ya da doğrudan doğruya düş olarak görülürler. Aşırı cinsel hayaller kuran kişilerin de, bu hayalleri gerçekleştirmeğe hiç bir zaman yanaşmayacaklarını söylemek yerinde olur. Aslında bu tür fantazi hayaller kişilerin üzerindeki bir takım baskıları hafifletmek, hatta yok etmek, onların günlük yaşamlarını normal olarak sürdürmelerini sağlamak bakımından çok yararlıdırlar.
Kısacası, cinsel hayaller kurmak, hiç bir zaman «cinsel sapıklığa» işaret etmez. Tersine, herhangi bir cinsel sapıklığın baş göstermesini önler.
24/5/2008, Kategori: CİNSELLİK : Yorum (0) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!
<- Önceki Sayfa : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->